Ağrı Dağı ve Diasporalı Ermenistan
Yazan: Depocu Perşembe, Ekim 12, 2006
Ermeni inancına göre Nuh Tufanı Ermeniler için sadece büyük bir felaket değildir, aynı zamanda Allah katından kendilerine gelen büyük bir ceza ve sınavdır da. Ağrı Dağı (Ararat) Ermenilerin sanki alınyazıları gibidir. Ermeniler Nuh’un çocuklarından türediklerine inanırlar. Ağrı Dağıyla, onların deyişiyle Ararat ile kendilerini özdeşleştirmişlerdir. Herhalde coğrafi yakınlık, duygusal yakınlığı da getirmiş. Kimbilir belki de çok tanrılı dönemlerden dağa tapma geleneğinin genlerinde olmasındandır bu sevgi.
Gelinen nokta hiçte sağlıklı bir durum değildir ve doğal da değildir. Ta Osmanlı zamanında da bu sevgi görülebilir. Önlerinde yükselen Ağrı Dağı Ermenilerin buluşma yeri gibidir. Fakat hiçbir dönemde bu dağ Sevgisi bugünkü kadar yüce olmamıştır. Günümüz Ermenileri Ağrı’ya adeta tapmaktadırlar. Ağrı’yı görünce akıllarına da sadece Ermenilik ve intikam duyguları gelmektedir.
Ermeniler, 1915 öncesinde başlayan, Ermeni teröründen suikastlara; darbeden işgalciliğe ve işbirliğine kadar çok farklı araçlardan medet ummuştur. Yenilgiyi bir türlü kabul etmemiş, yenildikçe saldırganlaşmışlardır. Tarihin her sayfasında bunun böyle olduğu görülebilir. Vatanları neresidir, onlar nerelerde. Bu tamamen karışmıştır. Ağrı dağını kapsamayan yeri vatan olarak görememeleri adamlarda sıkıntı yaratmakta. Bunlar, Önce Ortadoğu’ya ardından Avrupa, Kıbrıs gibi yerlere sürülmüş, ve ABD, Fransa gibi artık son noktalarına gelindiğinde dahi kafalarındaki yolculuğun hala bitmemişlik hissi devam etmiştir. Coğrafi olarak varılacak yer kalmamıştır, ama akıllardaki yolculuk tüm şiddetiyle sürmüştür. Bir kısmı önce Kafkasya’ya, ardından da Rusya’ya göç etmiş ve göçleri halada sürmektedir. Soğuk Savaş’ın bitiminden sonra Rusya Ermenileri Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’ya artan sayıda göçleri sürmüştür. Peki, Van’ı ve Ağrı Dağı’nı versek bunlar rahatlayacak mı?
Ermeni kökenli Fransız sanatçı Charles Aznevaour -Ağrı’yı bize verseniz ne olur sanki- demiş. Konu bu kadar basitmiş gibi.
Levon Ananyan adlı bir ermeni yazar, 4-5 ay önce bir ulusal gazetemizde şunu demişti; -Bizim için Ağrı Dağının anlamını bilseydiniz, kamyonlarla onu buraya taşırdınız. Sizin için bir dağ orası, bizim için kökümüz!… Biz duygusal bir halkız. Siz Araratı isteriz diye korkuyorsunuz, ama o bizim için kalbi bir mesele.
Bu ermeni yazarın söyleminden dahi Ermenistan ın vatan olarak görülmediği izlenimi çıkarılabilinir. Ama şunuda anlamamış ve anlayamamışlar. Türkler için de Ağrı Dağı değerlidir. Bu dağ, bizler için yanlız bir dağ değil, Vatan toprağıdır. Belki daha iyi anlarlar diye şöle diyebiliriz. Ha İstanbul, ha Ağrı dağı, ha İzmir, ha Van gibi…
Birde şu diaspora ermenileri diye bişey var. Ve bu adamlarında bir Ağrı takıntısı. Evet Ağrı dağı Ermenistan dan görülür. Ama onu asla California dan veya Paris ten göremezsiniz. Ne hikmetse buralarda yaşayan ve kısaca Ermeni diasporası denen şu topluluğun çoğunluğu Ağrı Dağını hiç görmemiştir. Van gölünü de görmemiştir. Belki ülkeleri olan Ermenistanı bile!.
Eminim yaşadıkları yerlerde yılın cehalet ödüllerini silip süperecek durumdalardır. Adam ülkesine dahi gitmemiş, bağırıp çağırdığı konuyu dahi bilmiyor. Ama hayal edebiliyor, Van ı, ve Ağrı yı.
Kendi işyerlerine şehirlerimizin isimlerini verirler, genel bir hastalık görünümünde olduklarını söyleyen pek yok galiba.. Bunların hiç birinde vatan özlemi zaten olamaz. Ee o zaman hastalık değil de ne?.
Bu konuda bizdeki duygular çok çok yücedir. Bizler, bir yeri vatan yapmak için bir dağ ile, veya başka bir yapıyla özdeşleştirmeyiz. Böyle birşeye hiçte ihtiyaç duymadık.
Bizler yaşadığımız topraklara vatan saygısı gösteririz. Kabe toprakları ile Çanakkale toprakları da bizim için bir ayırım değildir, herikiside kutsaldır. Tüm diğer Türkiye toprakları gibi…
Buarada kısa bir tarih notu. Ağrı ve çevresindeki hakimiyet 1514 yılında Yavuz Sultan Selim in Şah İsmail i Çaldıran meydan muharebesinde yenmesiyle Osmanlıların eline geçmiştir.
